UCM Yaptırımları: ABD, Mahkemeyi Hedef Aldı

Washington, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kurumsal yaptırım kapsamına aldı. Altı aylık geçiş süresi ve Avrupa’dan gelen itirazlar gündemde.

UCM Yaptırımları: ABD, Mahkemeyi Hedef Aldı
REKLAM ALANI
Yayınlama: 09.10.2026
0
A+
A-

ABD yönetimi, 9 Ekim Cuma günü Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) doğrudan hedef alan yaptırımları yürürlüğe koydu. UCM yaptırımları, Washington ile Lahey merkezli mahkeme arasındaki gerilimi diplomatik bir anlaşmazlığın ötesine taşıyarak kurumun ABD merkezli finans, teknoloji ve hizmet ağlarına erişimini sınırlamayı amaçlıyor.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kararın ABD vatandaşlarının, askerlerinin ve siyasi yöneticilerinin UCM tarafından soruşturulmasına karşı alındığını söyledi. Mahkeme ise adımın hukukun üstünlüğüne ve uluslararası hukuk düzeninin temellerine saldırı olduğunu belirterek 125 üye ülkesinden kurumu savunmasını istedi.

UCM Yaptırımları Neleri Kapsıyor?

ABD’nin açıklaması, daha önce tek tek yargıçlara ve savcılara uygulanan önlemlerden farklı olarak UCM’nin kendisini kurum olarak hedef alıyor. Washington, mahkemeyle işlem yapılmasını yasaklıyor; bu düzenleme ABD’deki şirketlerin kuruma finansal hizmet, yazılım ve başka mal veya hizmetler sunmasını engelleyebilecek.

Associated Press’in aktardığına göre yaptırımlar, mahkemenin ABD merkezli finansal hizmetlere ve ABD dolarına erişimini de kesiyor. Bankaların hesap kapatması, teknoloji şirketlerinin desteği durdurması ve sigorta hizmetlerinin sona ermesi, UCM’nin günlük işleyişi bakımından doğrudan sonuçlar doğurabilecek başlıklar arasında bulunuyor.

Altı Aylık Geçiş Süresi Ve İstisnalar

ABD Hazinesi, yeni önlemler için ilk aşamada altı aylık bir geçiş süresi tanıdı. Bu süre, mahkeme ile çalışan şirketlerin ve kişilerin mevcut işlerini sonlandırmasına veya düzenlemelerini değiştirmesine imkân vermeyi; aynı zamanda UCM üyesi devletlere Washington’ın itirazlarını görüşmek için zaman kazandırmayı hedefliyor.

Düzenlemede bazı istisnalar da yer alıyor. Telekomünikasyon ve yazılım işlemleri, emekli maaşlarının ödenmesi ve tutukluların bulunduğu tesislerin işletilmesiyle bağlantılı bazı faaliyetler belirli koşullarda sürdürülebilecek; böylece yaptırımların mahkemenin tüm operasyonlarını aynı anda durdurması önlenmeye çalışılıyor.

BBC’nin haberine göre bu lisanslar, UCM’nin gözaltındaki kişilerin tutulduğu tesislere ilişkin hizmetleri devam ettirmesine izin veriyor. Bununla birlikte, geçiş süresinin sonunda finansal kısıtlamalar mahkemenin adil yargılama ve temyiz süreçlerini yürütmesini güçleştirirse, tutukluların durumuna ilişkin yeni hukuki sorunlar ortaya çıkabilir.

Washington’ın Gerekçesi

Rubio, ABD’nin Roma Statüsü’ne taraf olmadığını ve ülkesinin UCM’nin yargı yetkisine tabi bulunmadığını savundu. Bakan, Başkan Donald Trump’ın Amerikalıların mahkeme tarafından kovuşturulmasına izin vermeyeceğini belirterek yaptırımların UCM’nin kaynaklarını kesmek ve çalışmasını zorlaştırmak amacı taşıdığını açıkladı.

ABD yönetimi, mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dahil İsrailli yetkililer hakkında çıkardığı tutuklama emirlerine tepki gösteriyor. Washington ayrıca Afganistan’daki ABD askerlerinin eylemlerine ilişkin soruşturmayı gerekçe olarak öne çıkarıyor; mahkeme bu dosyayı öncelik sıralamasında geri plana aldığını bildirmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasında, Washington’ın mahkemeden ve üye devletlerden kendi kaygılarını giderecek iyi niyet adımları beklediği ifade edildi. Açıklama, yaptırımların taraflara bir çözüm üzerinde müzakere etme fırsatı vermek üzere yapılandırıldığını; sonuç alınmazsa önlemlerin değiştirilebileceğini de belirtiyor.

UCM’den Hukuk Düzeni Vurgusu

UCM, ABD kararını yalnızca kurumsal bir baskı olarak değil, uluslararası adalet mekanizmasının işleyişine müdahale olarak değerlendiriyor. Mahkeme, yaptırımların bağımsız bir yargı kurumunun çalışmalarını ve hukukun üstünlüğünü zayıflatmayı amaçladığını; soruşturma ve kovuşturmaların devam edeceğini açıkladı.

Mahkemenin açıklamasında, kurumun tek başına ayakta duramayacağı ve geleceğinin onu kuran devletlerin desteğine de bağlı olduğu vurgulandı. UCM, bu nedenle 125 üye ülkeye siyasi ve pratik destek çağrısı yaptı; tartışmanın yalnızca tek bir kurumun korunmasıyla sınırlı olmadığını, kurallara dayalı uluslararası düzenin de söz konusu olduğunu bildirdi.

Nobel Ödülüyle Aynı Gün Gelen Karar

Yaptırımlar, UCM’nin eski yargıçlarından Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay’ın 2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesinden yalnızca birkaç saat sonra duyuruldu. Nobel Komitesi, Pillay’ın ödülünü savaş suçlularının hesap vermesini ve mağdurların adalete erişmesini sağlayan uluslararası hukuk kurumlarına yönelik siyasi baskıların arttığı bir dönemde verdiğini açıkladı.

Bu zamanlama, ABD ile UCM arasındaki siyasi çatışmanın görünürlüğünü artırdı. Ancak Associated Press, yaptırım kararının hazırlığının Nobel duyurusundan çok önce başladığını ve ödül açıklamasının kararın temel nedeni olmadığını aktardı; böylece iki gelişme arasındaki kronolojik yakınlık ile nedensellik birbirinden ayrılmış oldu.

Pillay, 2003-2008 yılları arasında UCM Temyiz Dairesinde görev yapmıştı. Mahkeme, geçmişte İsrail ve Hamas bağlantılı isimler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, eski Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ve eski Libya lideri Muammer Kaddafi dahil çok sayıda kişi hakkında tutuklama emri çıkardı.

Mahkemenin Dosyaları Ve Üye Yapısı

UCM 2002’de savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım iddialarını kovuşturmak amacıyla kuruldu. Roma Statüsü’ne dayanan kurumun merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde bulunuyor; Avrupa Birliği ülkeleri ile NATO üyelerinin büyük bölümü mahkemenin tarafları arasında yer alırken ABD, Rusya, Çin, Hindistan ve İsrail kurumun dışında kalıyor.

Mahkemenin önündeki dosyalar, yaptırımların pratik etkisini yalnızca bir diplomasi başlığı olmaktan çıkarıyor. Eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin yargılanma süreci, Libya, Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki savaş suçları iddialarıyla bağlantılı davalar ve devam eden temyizler, finansman ile personel desteğinin sürmesine bağlı süreçler arasında sayılıyor.

UCM, bugüne kadar dünya liderleri ve çatışmaların öne çıkan aktörleri de dahil 70’ten fazla kişi hakkında tutuklama emri çıkardı. Kenya Devlet Başkanı William Ruto ile eski devlet başkanı Uhuru Kenyatta hakkındaki suçlamalar ise daha sonra geri çekildi; bu ayrıntı, mahkemenin tüm dosyalarının aynı hukuki aşamada bulunmadığını gösteriyor.

Avrupa’dan Destek Mesajları

Avrupa Birliği’nin dış politika sorumlusu Kaja Kallas, altı aylık sürenin diyalog için bir pencere oluşturduğunu söyledi. Kallas, aynı zamanda Avrupa’nın UCM’nin çalışmalarını sürdürebilmesini sağlamak için seçenekleri bulunduğunu belirtti; Belçika dışişleri bakanı da mahkemeyi korumak üzere AB’nin engelleme mevzuatının işletilmesi çağrısı yaptı.

Birleşik Krallık, Kanada, Danimarka, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Hollanda, yaptırımlara karşı güçlü görüş ayrılığı bildiren ortak bir açıklama yayımladı. Bu ülkeler, UCM’nin çalışmalarını ve kurallara dayalı uluslararası sistemi desteklemeyi sürdüreceklerini; yaptırımların mahkeme personeli, aileleri ve ağır suçlardan sorumlu tutulan kişilerin yargılanması üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini ifade etti.

Mahkemenin ev sahibi Hollanda, yaptırımların kurumun işleyişini ciddi biçimde etkileyebileceği için özellikle hassas bir konumda bulunuyor. Hollanda hükümeti, Avrupa şirketlerinin ABD önlemlerine uymasını engelleyebilecek AB engelleme mevzuatının uygulanması seçeneğini değerlendiriyor; bu başlık, Washington ile müttefikleri arasındaki görüş ayrılığının ekonomik boyutunu da ortaya koyuyor.

Finansman Ve Günlük İşleyiş İçin Hazırlık

UCM yetkilileri, mahkemenin doğrudan yaptırım kapsamına alınması ihtimaline karşı aylardır hazırlık yapıyordu. Bu hazırlıklar arasında ofis bilgisayarlarında Microsoft yazılımlarının yerine açık kaynaklı seçeneklere geçmek, bankacılık hizmetleri için yeni düzenlemeler yapmak ve sağlık sigortası konusunda alternatifler oluşturmak bulunuyor.

Yine de altı aylık geçiş süresi, kurumun karşı karşıya olduğu sorunu ortadan kaldırmıyor. UCM’nin davaları sürdürebilmesi; mahkeme personelinin ücretleri, tanıkların korunması, savunma ekiplerinin çalışması, tutukluların barındırılması ve elektronik sistemlerin güvenli biçimde işletilmesi gibi birbirine bağlı hizmetlerin finansmanına dayanıyor.

ABD’nin önceki döneminde mahkeme görevlilerine yönelik kişisel yaptırımlar uygulanmış, Joe Biden’ın başkanlığı sırasında bu önlemler kaldırılmıştı. Trump’ın Ocak 2025’te yeniden göreve dönmesinden birkaç gün sonra yeni kişisel yaptırımlar açıklanmıştı; 9 Ekim’deki karar ise kapsamı tek tek görevlilerden mahkemenin kurumsal yapısına genişletti.

Yeni uygulamanın nasıl işleyeceği, altı aylık sürede yapılacak diplomatik görüşmelere ve UCM üyesi ülkelerin vereceği desteğe bağlı olacak. ABD, mahkemenin kendi kaygılarını gidermemesi halinde yaptırımları ayarlayabileceğini bildirirken UCM, bağımsızlığını koruyarak soruşturmalarına ve davalarına devam edeceğini açıkladı.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.