Yemen Cephesi Genişliyor: Suudi Arabistan Savaşa Döndü

ABD-İran savaşının gölgesinde Yemen’de yeni bir cephe açılırken Suudi Arabistan, Husilere karşı hava desteğini ve askeri baskıyı artırıyor.

Yemen Cephesi Genişliyor: Suudi Arabistan Savaşa Döndü
REKLAM ALANI
Yayınlama: 07.10.2026
0
A+
A-

Yemen Cephesi Genişliyor

ABD-İran savaşının bölgeye yayılan etkileri, Yemen Cephesini yeniden Orta Doğu gündeminin merkezine taşıdı. Reuters’ın 7 Ekim tarihli analizine göre Suudi Arabistan, İran’ın müttefiki Husilerin yeni bir hat açmasının ardından Yemen’de savaşa tam kapsamlı biçimde döndü. Riyad’ın kararı, bir yandan sınırlarını ve kritik altyapısını koruma, diğer yandan daha geniş bölgesel çatışmanın kendi topraklarına taşınmasını önleme arayışını yansıtıyor.

Bu gelişme, ABD ile İran arasında diplomatik ilerleme ihtimali ve yeni askeri tırmanma riskinin aynı anda konuşulduğu bir döneme denk geldi. Çelişkili mesajlar, Körfez ülkelerinin güvenlik hesaplarını zorlaştırırken Yemen’i de iki ülke arasındaki rekabetin dolaylı sahalarından biri haline getiriyor.

Riyad’ı Harekete Geçiren Baskı

Husilerin Suudi Arabistan’a yönelttiği insansız hava aracı ve füze saldırıları, havalimanları ile kentlerin yanı sıra petrol ihracatının güvenliği üzerinde de baskı oluşturuyor. Kızıldeniz güzergâhı, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalara karşı Riyad’ın petrol sevkiyatını sürdürmek için kullandığı alternatif yollardan biri olduğu için, bu hatta yönelen tehdit doğrudan ekonomik sonuç taşıyor.

Soufan Center’ın 8 Ekim tarihli değerlendirmesine göre Husiler son dönemde Suudi rafinerilerini, Doğu-Batı petrol boru hattını ve havalimanlarını da hedef alıyor. Aynı değerlendirme, Suudi yönetiminin Washington’dan Husilere karşı hava saldırısı düzenlemesini istediğini, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın o tarihte doğrudan saldırıya onay vermediğini aktarıyor.

Riyad bu nedenle iki maliyetli seçenek arasında kalıyor. Husilerin ilerlemesine karşılık vermemek, grubun Yemen’de kalıcı kazanımlar elde etmesine ve Suudi altyapısına yönelik saldırılarını artırmasına yol açabilir; daha geniş bir operasyon ise uzun sürecek, pahalı ve dağlık arazide yürütülecek bir savaşa dönüşebilir.

Babülmendep Hattında Yeni Operasyon

Arab Center Washington DC’nin 9 Ekim tarihli analizine göre, uluslararası tanınırlığa sahip Yemen hükümeti 5 Ekim’de Suudi desteğiyle Husilerin önceki ay ele geçirdiği bölgeleri geri almak için büyük bir operasyon başlattı. Hedefin merkezinde, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı çevresindeki stratejik alanlar bulunuyor.

Husiler 10 Eylül’de kıyıdaki Moha kentini ele geçirmiş, ardından Babülmendep çevresinde kontrol alanını genişletmişti. Suudi Arabistan, Yemen hükümetine bağlı güçlere hava saldırılarıyla destek verirken Husiler de Suudi Arabistan’ın güney ve batısındaki ekonomik tesislere yöneldi. Böylece daha önce kırılgan biçimde sürdürülen ateşkes düzeni, karşılıklı askeri hamlelerin baskısı altında yeniden bozuldu.

Reuters’ın aktardığı değerlendirmeye göre Yemen hükümetine bağlı güçler, Suudi hava saldırılarının desteğiyle Babülmendep çevresinde kısa vadeli ilerleme sağladı. Ancak kıyıdaki düz arazide elde edilen kazanımların, ülkenin iç kesimlerindeki sarp ve dağlık bölgelerde tekrarlanması beklenmiyor; bu coğrafya, savunmadaki güçlere ve hareketli saldırı taktiklerine daha elverişli bir mücadele yaratıyor.

Taiz ve Dağlık Bölgelerde Zorlaşan Mücadele

Husiler, Taiz çevresinde Yemen hükümetine bağlı güçleri kuşatmayı başardı. İran Devrim Muhafızları komutanlarının desteği ve daha etkin insansız hava araçlarının kullanımı, grubun önceki dönemlere kıyasla daha dirençli bir askeri kapasiteye ulaştığına işaret ediyor.

Karşı tarafta ise Husilere karşı ortak tutum, sahadaki tüm aktörleri aynı hedef etrafında birleştirmeye yetmiyor. Yemen hükümeti saflarındaki bölgesel ve ideolojik rekabetler, Suudi hava gücüyle desteklenen uzun bir kara harekâtının koordinasyonunu zorlaştırıyor. Bu nedenle Babülmendep çevresindeki ilk kazanımlar, savaşın sonucunu tek başına belirlemiyor.

CNN’in 11 Ekim tarihli analizinde de Suudi Arabistan’ın şimdilik ağırlıklı olarak hava desteği sağladığı ve kendi birliklerini Yemen topraklarında büyük ölçekte konuşlandırmaktan kaçındığı bildirildi. Analize göre Riyad’ın doğrudan kara gücü kullanması, sarp arazide yıpratıcı bir savaşı büyütürken ülkenin ekonomik ve siyasi hedefleri üzerinde de ek baskı oluşturabilir.

Husilerin Değişen Saldırı Kapasitesi

CNN, Husilerin füze teknolojisini ve istihbarat kabiliyetini geliştirdiğini, grubun daha uzak mesafeleri hedefleyebilen ve ısı kaynaklarına yönelen sistemler üzerinde çalıştığını aktarıyor. Bu bilgilerin tümünün son saldırılarda kullanıldığı kesinleşmiş değil; ancak Husilerin hava savunmasının maliyetini yükselten, nispeten ucuz insansız sistemlerle Suudi tesislerini baskı altında tutabildiği görülüyor.

Bu kapasite değişimi, Suudi Arabistan’ın güvenlik hesabını yalnızca Yemen sınırındaki mevzilerle sınırlamıyor. Havalimanları, petrol tesisleri ve boru hatları aynı anda korunması gereken hedeflere dönüşürken, saldırıların sürmesi Kızıldeniz’deki ticaret ve enerji akışına ilişkin riskleri de büyütüyor.

Arab Center Washington DC, Husilerin Babülmendep’i daha önce Suudi petrol tankerlerine kapatmasının Riyad’ı Hürmüz Boğazı’na alternatif olan bu rota bakımından daha kırılgan hale getirdiğini belirtiyor. Bu nedenle Yemen’deki askeri mücadele, yalnızca toprak kontrolü meselesi olmaktan çıkıp Suudi Arabistan’ın enerji ihracatı ve bölgesel ittifaklarıyla bağlantılı bir güvenlik sorununa dönüşüyor.

Washington’ın Mesafeli Desteği

ABD’nin yaklaşımı, Yemen cephesinin daha geniş ABD-İran çatışmasıyla bağını belirleyen başlıca unsurlardan biri. Soufan Center, Washington’ın İran’la müzakereleri sürdürürken bölgedeki askeri varlığını artırdığını, fakat Suudi Arabistan’ın talep ettiği Husi hedeflerine yönelik doğrudan hava harekâtı konusunda temkinli kaldığını yazıyor.

Arab Center Washington DC de ABD’nin Yemen’de doğrudan askeri destek vermekten kaçındığını ve Avrupa ülkelerinin yardımının sınırlı kaldığını aktarıyor. Bu tablo Riyad’ın ortak arayışını hızlandırırken, olası bir genişlemenin yükünü büyük ölçüde Suudi destekli Yemen güçlerinin taşıyacağına işaret ediyor.

Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan’dan destek araması da bu çerçevede değerlendiriliyor. Söz konusu katkıların aktif çatışmaya katılmaktan çok destek rolüyle sınırlı kalabileceği belirtilirken, Riyad’ın Washington’dan daha güçlü bir müdahale istemeyi sürdürmesi bekleniyor.

Yemen Cephesi İçin Belirsiz Denge

Suudi Arabistan’ın hedefi, Babülmendep çevresindeki kontrolü geri almak ve bundan sonra Husilerle olası bir siyasi anlaşmayı daha güçlü bir konumdan değerlendirmek. Fakat Arab Center Washington DC’nin analizine göre bu hedef, sahada yeterli kara gücü bulunmadığı ve müttefikler arasındaki görüş ayrılıkları giderilemediği sürece güvence altında değil.

Reuters’ın değerlendirmesi de kıyıdaki hızlı ilerlemenin Yemen’in iç kesimlerinde aynı hızla tekrarlanamayacağını vurguluyor. Husilerin dağlık alanlardaki savunması, Yemen hükümetine bağlı birliklerin iç rekabetleri ve Suudi altyapısına yönelik devam eden tehditler, çatışmanın kısa sürede sonuçlanmasını zorlaştırıyor.

Bu koşullar altında Yemen Cephesi, ABD-İran savaşındaki yeni tırmanma ihtimallerinin doğrudan izlenebileceği bir alan haline geliyor. Riyad’ın hava desteğini artırması, Washington’ın müdahale kararını ertelemesi ya da Husilerin enerji altyapısına yönelik saldırıları yoğunlaştırması, bölgedeki askeri ve diplomatik dengeyi yeniden değiştirebilir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.