Katar, ABD ve İran arasında mesaj trafiğini sürdürüyor. Taraflar Hürmüz Boğazı ve nükleer program konusunda farklı önceliklerini koruyor.
Katar Arabuluculuğu, ABD ve İran arasında savaşın etkilerini sınırlayacak bir anlaşma zemini oluşturmak için devam ediyor. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Majed el-Ansari, taraflar arasında mesaj alışverişi yapıldığını ve ortak bir zemin kurulmaya çalışıldığını açıkladı. Doha yönetimi, bu temasların çatışmanın bölgeye ve küresel enerji akışına verdiği zararı azaltacak bir çözüme dönüşmesini umuyor.
El-Ansari’nin 29 Eylül’deki açıklamasına göre son günlerde birden fazla toplantı ve mesaj trafiği gerçekleşti. Görüşmelerin bir bölümü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81’inci oturumu için New York’ta, bir bölümü de bu toplantıdan önce yapıldı. Katar, tarafların görüşlerini birbirine yaklaştırmaya yönelik temasların sürdüğünü ve arabuluculuk çabasının sonuç alınana kadar devam edeceğini bildirdi.
ABD’li ve İranlı yetkililer pazartesi günü Katar arabulucularıyla ayrı ayrı görüştü. Salı günü yeni bir mesajlaşma turu yapılıp yapılmadığı ise o aşamada netleşmedi. Doha, daha önce haziran ayında imzalanan ve kısa süreli ateşkese katkı sağlayan mutabakat sürecinde de destekleyici rol üstlenmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer silah edinmemesi gerektiğini ve savaşın yakında sona ereceğini savunuyor. Washington’ın yaklaşımı, nükleer dosyanın yanı sıra İran’ın komşularına saldırma kapasitesinin sona erdirilmesini ve bölgesel güvenlik şartlarının yeniden kurulmasını da kapsıyor. İran ise nükleer programının sivil amaçlı olduğunu, nükleer silaha sahip olmadığını ve müzakere hakkının bulunduğunu belirtiyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Amerikan CBS kanalına verdiği ve pazar günü yayımlanan röportajda Tahran’ın nükleer program ve diğer başlıklar hakkında görüşmeye hazır olduğunu söyledi. Ancak Pezeşkiyan, ülkesinin baskı veya zorlamayı kabul etmeyeceğini vurguladı. Bu açıklama, iki tarafın temasları sürdürse de müzakerelerin hangi sırayla ve hangi koşullarla ilerleyeceği konusunda hâlâ ayrıştığını gösterdi.
ABD medyasında Trump’ın nükleer dosyada somut ilerleme karşılığında İran’a yaptırım kolaylığı sağlamaya ve dondurulmuş İran varlıklarının bir bölümünü serbest bırakmaya hazır olabileceği yönünde haberler yayımlandı. Trump bu iddiaları reddederek herhangi bir teklif sunmadığını yazdı. Böylece arabulucuların taşıdığı mesajlarla Washington’ın kamuoyuna açıkladığı tutum arasında dikkat çeken bir belirsizlik oluştu.
Tahran, Washington’dan resmî bir yanıt gelmeden Amerikan basınındaki iddiaları nihai karar olarak kabul etmiyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin önerisinin ABD tarafından resmen reddedildiğine ilişkin bir bildirimin arabulucular üzerinden iletilmediğini söyledi. Katar’ın resmî açıklamasında da anlaşmanın önünde engeller bulunduğu, arabuluculuğun amacının bu güçlükleri aşmak ve taraflar arasındaki açığı daraltmak olduğu belirtildi.
İran, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ve çatışmalara ara verilmesini içeren bir barış önerisi sundu. Plana göre boğazın açılması için yedi günlük bir geri sayım başlayacak, daha geniş barış görüşmeleri de bu aşamanın ardından ilerleyecekti. Katar arabulucuları, bu öneri hakkında İranlı yetkililerle New York’ta görüşerek Washington’a iletilecek seçenekleri ele aldı.
İran tarafı, boğazın açılması konusundaki şartlarının değişmediğini ve ilk temasların yalnızca bu başlık üzerinde yoğunlaştığını ifade etti. ABD Başkanı ise İran’ın teklifini cumartesi günü reddetti; buna karşın İranlı yetkililer Washington’ın kararını arabulucular aracılığıyla resmen bildirmediğini savundu. Taraflar arasındaki temel sorun, boğazın ve çatışmanın ele alınış sırası ile nükleer görüşmelerin hangi aşamada başlayacağı olarak öne çıkıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki durum, diplomatik sürecin ekonomik boyutunu da belirliyor. İran’ın petrol tankerlerinin geçişini kısıtlaması, dünya enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Salı günü petrol fiyatları Orta Doğu’dan ham petrol akışının toparlanabileceği beklentisiyle yüzde 2,5 geriledi, ancak arz kesintisi endişeleri sürdüğü için aylık bazda yükseliş eğilimi devam etti.
ABD ile İran arasındaki savaş sekizinci ayına girerken binlerce kişinin öldüğü ve küresel enerji tedarikinin ciddi biçimde aksadığı bildiriliyor. İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlerken, Hürmüz’deki tanker trafiğini kısıtlayarak enerji piyasalarındaki baskıyı artırdı. Çatışmanın uzaması, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon riskini de büyüttü.
Suudi Arabistan da savaşın bölgesel sonuçlarından daha fazla etkilenmeye başladı. İran’la bağlantılı Husilerin Yemen’de ilerleyerek Suudi Arabistan destekli hükümet güçlerini geri püskürttüğü ve Kızıldeniz üzerinden yapılan Suudi petrol ihracatını tehdit ettiği bildirildi. Bu gelişmeler, Katar’ın yalnızca Washington ile Tahran arasındaki değil, Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarını da dikkate alan bir çerçeve aradığını gösteriyor.
Washington yönetimi ekonomik baskıyı da artırdı ve İran’ın silah ile parça tedarikine yardım ettiği belirtilen Çin, Hong Kong ve Pakistan bağlantılı kişi ve kuruluşlar dahil 10 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. ABD ayrıca enerji şirketlerine Stratejik Petrol Rezervi’nden 40 milyon varile kadar petrol borç verme teklifinde bulundu. Bu adımlar, görüşmeler sürerken tarafların sahadaki ve ekonomik araçlarını kullanmayı bırakmadığını ortaya koyuyor.
Katar’ın resmî açıklaması, arabuluculuk görüşmelerinin devam ettiğini doğrularken herhangi bir anlaşmaya varıldığını duyurmuyor. Doha, bölgedeki altyapı, enerji tesisleri ve gemilerin hedef alınmasına karşı çıktı; kalıcı çözümün diyalog, birlikte yaşama ve saldırmazlık ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini savundu. Katar ayrıca, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanmasını bölgesel çözümün ilk adımlarından biri olarak tanımladı.
Bağımsız haber kuruluşlarının aktardığı gelişmeler de aynı tabloya işaret ediyor: Katar arabulucularının İran’la görüştüğü, Tahran’ın yedi gün içinde boğazı açma önerisini ilettiği ve Trump’ın yaptırım kolaylığı iddialarını reddettiği bildiriliyor. Ancak bu temaslar henüz tarafların ön koşullarını ortadan kaldırmış değil. Katar arabuluculuğu, mesaj kanallarını açık tutsa da ABD ile İran arasında kapsamlı bir barış anlaşması imzalanmış bulunmuyor.