IPCC’nin yedinci değerlendirme raporlarının takvimi, 2028 hedefi ile daha uzun ve kapsayıcı bir hazırlık talebi arasında tıkandı.
IPCC Takvimi, dünyanın iklim politikalarını şekillendiren en önemli bilimsel değerlendirme sürecinde üç yıla yaklaşan bir anlaşmazlığın merkezine yerleşti. Hükümetler, ısınan gezegenle ilgili bir sonraki kapsamlı incelemenin ne zaman yayımlanacağı konusunda hâlâ uzlaşamadı. Karar yalnızca bir yayın planını değil, ülkelerin 2028 sonrasında emisyon hedefleri, iklim finansmanı ve uyum politikaları için kullanacağı ortak bilimsel zemini de etkileyebilir.
Bir yayın takviminin birkaç dakika içinde karara bağlanması beklenirken süreç yaklaşık üç yıldır ilerlemiyor. IPCC’nin 195 üye ülkesinden temsilciler daha önce İstanbul, Sofya, Hangzhou, Lima ve Bangkok toplantılarında farklı önerileri tartıştı, ancak çalışma gruplarının raporları için ortak bir tarih belirleyemedi. Carbon Brief’in bağımsız değerlendirmesine göre bu durum, önceki değerlendirme döngülerine kıyasla olağan dışı uzun bir gecikmeye dönüştü.
Anlaşmazlığın bir tarafı, üç çalışma grubu raporunun da Eylül 2028’e kadar onaylanmasını istiyor. Bu seçenek, raporların Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerinde kullanılabilmesini amaçlıyor; karşı tarafta yer alan ülkeler ise özellikle ikinci ve üçüncü raporların 2029’a bırakılmasını savunuyor. İkinci seçenek, binlerce bilimsel çalışmanın incelenmesi, metinlerin hükümetlerle birlikte gözden geçirilmesi ve daha az kaynağa sahip ülkelerin sürece katılması için daha geniş bir zaman aralığı öngörüyor.
Resmî IPCC açıklamalarında da rapor takvimi, yedinci değerlendirme döngüsünün Addis Ababa’daki 65’inci oturumunda ele alınacak başlıca konu olarak tanımlandı. IPCC Başkanı Jim Skea, 12 Ekim’de başlayan toplantının açılışında, çalışma gruplarının takvimindeki boşluğun kapatılması gereken kritik bir mesele olduğunu belirtti. Bu açıklama, takvim sorununun yalnızca dışarıdan yapılan bir yorum olmadığını, kuruluşun kendi gündeminde de açık bir karar başlığı olarak durduğunu gösteriyor.
Takvimi hızlandırmak isteyen ülkeler, raporların Kasım 2028’deki Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerinden önce hazır olmasını istiyor. Bu görüşmelerde hükümetlerin, 2015 Paris Anlaşması’nın hedefleri doğrultusunda küresel ilerlemeyi değerlendirmesi bekleniyor. Bu değerlendirme, tarafların sera gazı azaltım hedeflerini güçlendirmesi ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı kullanılacak finansmanı yönlendirmesi bakımından önemli bir aşama olacak.
Paris Anlaşması kapsamındaki küresel durum değerlendirmesi, ülkelerin ortak ilerlemesini düzenli aralıklarla ölçen bir mekanizma olarak çalışıyor. İlk küresel değerlendirme 2023’te tamamlandı ve IPCC’nin altıncı değerlendirme raporları bu sürece doğrudan bilimsel katkı sundu. Benzer bir katkının ikinci değerlendirmede sağlanamaması, müzakerecilerin güncel bilimsel uzlaşı yerine daha eski raporlara dayanması anlamına gelebilir.
Yüksek Hırs Koalisyonu, en güncel ve güvenilir bilime erişimin adil, eşitlikçi ve kanıta dayalı kararlar için gerekli olduğunu savunuyor. Reuters’ın gördüğü açıklamaya göre Avrupa, Latin Amerika ve küçük ada devletleri de dâhil olmak üzere 30’dan fazla ülke, raporların zamanında yayımlanmasını destekleyen bu tutumun arkasında yer alıyor. Koalisyon, bilimsel değerlendirmelerin gecikmesinin emisyon hedefleri ve finansman görüşmelerinde belirsizliği artırabileceği uyarısını yapıyor.
Bu kaygının arkasında iklim sistemindeki hızlı değişim bulunuyor. 2024’te küresel ortalama sıcaklıklar ilk kez sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyi aşarken, yeni raporların bu aşımın sonuçlarını ve atmosferden karbondioksit çekme girişimlerinin olası etkilerini değerlendirmesi bekleniyor. 2021-2022 döneminde yayımlanan önceki çalışma grubu raporlarına bağlı kalınması, aradan geçen yıllarda ortaya çıkan yeni araştırmaların politika tartışmalarına tam olarak yansımamasına yol açabilir.
Hindistan, Kenya, Suudi Arabistan, Rusya ve Çin’in de aralarında bulunduğu ülkeler, raporların hazırlanması için daha uzun bir takvim talep ediyor. Bu hükümetler, daha az kaynakla çalışan ülkelerdeki araştırmacıların yeni çalışmalar yayımlamak, bu çalışmaların raporlara girmesini sağlamak ve taslakları incelemek için yeterli zamana sahip olmayabileceğini belirtiyor. IPCC yazarları görevlerini gönüllü yürüttüğü için araştırmacıların düzenli işlerinden ayrılıp uzun toplantılara katılması da ayrıca bir yük oluşturuyor.
Daha yavaş takvimi savunanlar, hız baskısının yalnızca çalışma süresini kısaltmayacağını, raporların temsil gücünü de azaltacağını düşünüyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki bilim insanları, sınırlı araştırma bütçeleri ve yayımlama olanakları nedeniyle literatüre katkı sunmakta daha büyük engellerle karşılaşabiliyor. Bu nedenle taslakların hazırlanması ve hükümetlerce satır satır onaylanması için ayrılan sürenin, küresel Güney’in görüşlerinin raporlara anlamlı biçimde girmesini sağlayacak kadar geniş olması isteniyor.
Hindistan’ın IPCC temsilcilerinden Thiagarajan Jayaraman, sürecin yalnızca 2028’deki görüşmelere yetişme hedefiyle değerlendirilmesini dar bir bakış olarak nitelendiriyor. Gelişmekte olan ülkeler, zengin ülkelerin fosil yakıt kullanımından kaynaklanan tarihsel sorumluluğunun ve yoksul ülkelerin kalkınma ihtiyacının iklim modellerinde ve politika seçeneklerinde yeterince görünmediğini savunuyor. Bu yaklaşım, emisyon azaltımının hangi ülkeler tarafından ne ölçüde üstlenileceğine ilişkin daha geniş siyasi tartışmayla birleşiyor.
IPCC ise kapsayıcılığı artırmak için adımlar attığını bildiriyor. Bir sonraki inceleme için seçilen baş yazarların ve editörlerin yarıdan biraz fazlasının gelişmekte olan ya da geçiş ekonomilerinden gelmesi planlanıyor. Ayrıca yeni raporlarda iklim finansmanı ile bazı ülkelerde ortaya çıkan ve geri döndürülemeyen zararların ele alınacağı bölümlerin ilk kez yer alması bekleniyor.
IPCC yeni bilimsel araştırmalar yapan bir laboratuvar değil, dünyanın dört bir yanında yayımlanan çalışmaları değerlendiren hükümetlerarası bir kuruluştur. Yüzlerce uzman, iklim değişikliğinin nedenleri, etkileri, gelecekteki riskleri ve bu risklere uyum ya da azaltım seçenekleri hakkında binlerce makaleyi inceler. Hazırlanan raporlar, her üye devletin onayından geçtiği için hükümetler açısından yüksek bir siyasi ve hukuki ağırlık taşır.
Yedinci değerlendirme döngüsünde üç temel çalışma grubu bulunuyor. Birinci grup iklim sisteminin fiziksel bilim temelini ve değişimin nedenlerini, ikinci grup etkileri, uyumu ve kırılganlığı, üçüncü grup ise ısınmayı sınırlamaya yönelik azaltım seçeneklerini ele alacak. Bu raporların tamamlanmasının ardından sentez raporunun 2029’un sonlarına doğru yayımlanması planlanıyor; ancak çalışma grubu raporlarının kesin tarihleri kararlaştırılmadığı için bu genel planın uygulanma biçimi belirsizliğini koruyor.
IPCC değerlendirmeleri genellikle beş ila yedi yıllık aralıklarla yayımlanıyor. Raporların hazırlanmasında bilimsel literatürün taranması, uzman taslaklarının oluşturulması, dışarıdan inceleme, hükümet değerlendirmesi ve son metnin onaylanması gibi birbirine bağlı aşamalar bulunuyor. Takvim birkaç ay öne çekildiğinde bu aşamaların birden fazla raporda üst üste binmesi, özellikle gönüllü çalışan yazarlar ve kaynakları kısıtlı kamu kurumları için ciddi bir iş yükü oluşturabiliyor.
Takvim tartışması, bilimsel bir çalışma planının ötesinde, iklim değişikliğinin maliyetinin ve sorumluluğunun nasıl paylaşılacağına dair ayrışmayı da görünür kılıyor. Sanayileşmiş ülkeler daha hızlı emisyon azaltımı isterken, büyük gelişmekte olan ekonomiler kalkınma ihtiyaçları ve daha ucuz, daha kirletici yakıtlara erişim baskısı nedeniyle farklı öncelikler taşıyor. Bazı hükümetler, sıkı iklim politikalarının sanayi rekabetini zayıflatabileceğini ileri sürüyor.
Toplantılarda taraflar birbirlerini IPCC’nin bilimsel çalışmasını siyasallaştırmakla suçladı. Raporların 2028 Birleşmiş Milletler görüşmelerine yetişmesini isteyen bazı ülkeler, petrol üreticisi devletlerin gecikme talebinin hızlı emisyon azaltımı üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçladığını düşünüyor. Rusya Ekonomi Bakanlığı ise bu çerçevenin petrol üreticileriyle bir karşılaşma yaratmasının kasıtlı bir yanlış sunum olduğunu, takvimi Birleşmiş Milletler müzakerelerine bağlamanın IPCC’nin bağımsızlığı hakkında soru doğuracağını savundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı, temsilcilerinin Addis Ababa’daki görüşmelere yapıcı bir tutumla katılacağını açıkladı. Çin, yeşil ve düşük karbonlu kalkınmayı ilerletirken kendi kalkınma hedeflerine ulaşmaya çalıştığını belirtiyor. Suudi Arabistan hükümetinin medya ofisi ise bu haber için yöneltilen sorulara yanıt vermedi; bu nedenle Riyad’ın toplantı öncesindeki tutumuna ilişkin ek bir açıklama bulunmuyor.
ABD’nin Ocak ayında IPCC’den ayrılması da kuruluşun karşılaştığı siyasi baskıların bir başka unsuru olarak aktarılıyor. ABD, ayrılmadan önce kuruluşun en büyük finansörleri arasında bulunuyordu. Bu gelişme, yeni raporların finansmanı, üye devletler arasındaki güven ve IPCC’nin uluslararası iklim politikalarındaki rolü hakkındaki tartışmaları daha karmaşık hâle getirdi.
Raporların 2028 görüşmelerinden sonra yayımlanması, hükümetlerin küresel durum değerlendirmesinde güncel bir ortak bilimsel çerçeveye sahip olmamasına neden olabilir. Bu durumda müzakereciler, 2021 ve 2022’de yayımlanan çalışma grubu raporlarına ağırlık vermek zorunda kalabilir. Bilim insanları, güncel bir değerlendirme bulunmadığında ülkelerin kendi politikalarını destekleyen bulguları seçme ve bilimsel tabloyu parçalı biçimde sunma riskinin artabileceğini belirtiyor.
Gecikmenin etkisi yalnızca emisyon hedefleriyle sınırlı kalmayacak. İklim finansmanının nereye yönlendirileceği, gelişmekte olan ülkelerin uyum kapasitesinin nasıl destekleneceği ve bazı zararların artık geri döndürülemez hâle gelip gelmediği de raporların sağlayacağı ortak kanıta bağlı. Avrupa’daki orman yangınları ile Nepal ve Çin’in Tibet bölgesindeki heyelan ve ani seller üzerine yapılan bilimsel değerlendirmeler, iklim risklerinin güncel verilerle izlenmesinin neden önemli olduğunu gösteriyor.
IPCC raporları geçmişte hükümetlerin iklim planlarını oluşturmasına yardımcı oldu ve uluslararası mahkemelerdeki bazı kararlarda dayanak olarak kullanıldı. Paris Anlaşması’nda küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyenin 1,5 derece üzerinde sınırlama çabası da IPCC bulgularının etkilediği kararlar arasında yer alıyor. Yeni döngünün takvimi üzerinde uzlaşılamaması, bu bilimsel otoritenin politika yapıcılar için zamanında ve ortak bir başvuru noktası olma işlevini zayıflatabilir.
IPCC’nin 65’inci oturumu 12-16 Ekim 2026 arasında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da düzenleniyor. Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu ile Etiyopya’nın ev sahipliği yaptığı toplantının açılışı Etiyopya Meteoroloji Enstitüsü’nde yapıldı. Resmî gündemde, üç çalışma grubu raporunun zamanlamasına ilişkin müzakerelerin yanı sıra bütçe, gözlemci kuruluşların kabulü ve yapay zekânın IPCC süreçlerindeki rolü de bulunuyor.
Toplantı başlamadan önceki tabloda iki temel hedef karşı karşıya duruyor. Bir hedef, 2028’deki küresel değerlendirmeye yetişerek hükümetlerin en yeni bilimsel bulgularla karar vermesini sağlamak; diğer hedef ise raporların kapsamını ve katılım niteliğini koruyacak kadar zaman ayırmak. Addis Ababa’da alınacak karar, yalnızca üç raporun yayın tarihini değil, yedinci değerlendirme döngüsünün sonraki yıllardaki çalışma temposunu ve gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki güveni de belirleyecek.
IPCC Başkanı Jim Skea, toplantının açılışında yazarların gönüllü olarak sunduğu zaman ve uzmanlığa dikkat çekerek takvim boşluğunun kapatılması gerektiğini söyledi. Ancak resmî açıklamalarda kesin bir yayın tarihi duyurulmadı. Bu nedenle ülkelerin 2028 hedefi ile 2029’a uzanan daha kapsayıcı çalışma planı arasında nasıl bir uzlaşma kuracağı, görüşmelerin temel belirsizliği olarak sürüyor.