Galyum ve Germanyum Kısıtlamaları Batı’nın Tedarik Dayanıklılığını Sınıyor

Çin’in galyum ve germanyum ihracat kontrolleri fiyatları yükseltirken, Batı’nın yeni üretim projeleri kısa vadede arz açığını kapatmaya yetmiyor.

Galyum ve Germanyum Kısıtlamaları Batı’nın Tedarik Dayanıklılığını Sınıyor
REKLAM ALANI
Yayınlama: 18.09.2026
0
A+
A-

Çin’in galyum ve germanyum ihracatına getirdiği kısıtlamaların üzerinden üç yıl geçerken Batılı alıcılar hâlâ yüksek fiyatlar ve sınırlı tedarikle karşı karşıya. Yarı iletkenlerden temiz enerji teknolojilerine, savunma sanayisinden kızılötesi optiklere kadar uzanan kullanım alanları bu iki metalin önemini artırıyor. Şirketler stok biriktiriyor, alternatif tedarikçi arıyor, geri dönüşüme yöneliyor ve bazı ürün tasarımlarında ikame maddeleri deniyor; ancak yeni Batı üretim kapasitesinin büyük bölümü henüz hazırlık veya pilot aşamasında. Bu nedenle yeni tesislerin piyasadaki daralmayı kısa sürede gidermesi beklenmiyor.

Galyum: Fiyat artışı ve artan talep baskısı

Reuters’ın aktardığı sektör verilerine göre galyum ve germanyum fiyatları 2023 düzeylerinin yaklaşık dokuz ila on katına çıktı. Savunma ve termal görüntüleme sistemlerinde kullanılan kızılötesi optikler, dar arzdan özellikle etkilenen alanlar arasında. Argus analisti Cristina Belda, şirketlerin satın alma kaynaklarını çeşitlendirdiğini, geri dönüşüm ve Çin dışındaki yeni projelere yöneldiğini belirtiyor. Ancak arzın kısa vadede gevşediğine ilişkin işaretler zayıf.

Yapay zekâ yatırımları, fiber optik ağların genişlemesi ve kızılötesi görüntülemenin daha fazla kullanılması talebi de yukarı çekiyor. S&P Global’in ön tahminlerine göre 2025’te yaklaşık 1.000 ton olan galyum talebi 2030’a kadar yılda ortalama yüzde 12 artabilir. Aynı dönemde 2025’te 343 ton olarak tahmin edilen küresel germanyum talebinin yıllık yüzde 3,3 yükselmesi bekleniyor. Bu tahminler, yeni projeler devreye alınsa dahi üreticilerin mevcut açığı kapatmakta zorlanabileceğine işaret ediyor.

Project Blue danışmanlığının 2025 verileri, birincil galyum arzının yüzde 98,9’unun ve germanyum arzının yüzde 68,6’sının Çin kaynaklı olduğunu gösteriyor. Bu oranlar, yeni üretim yatırımlarına rağmen tedarik zincirinin neden kolayca çeşitlendirilemediğini ortaya koyuyor. Çin 2023’te iki metal için ihracat kontrolü uygulamaya başladı; daha sonra kısıtlamalar nadir toprak elementleri ve başka kritik mineralleri de kapsayacak şekilde genişledi. Bu adımlar Pekin’in küresel üretimdeki ağırlığını ticaret ve diğer anlaşmazlıklarda etkili bir araç hâline getirdi.

İkame ve stoklama seçenekleri sınırlı

Her iki metal de çoğunlukla başka madenlerin işlenmesi sırasında yan ürün olarak elde ediliyor. Galyum, alümina üretimiyle bağlantılı süreçlerden; germanyum ise çinko işleme atıklarından geri kazanılabiliyor. Bu üretim biçimi, arzı yalnızca metalin fiyatına bağlı olmaktan çıkarıyor: ana ürün piyasasının hacmi, mevcut rafinaj tesisleri ve atık işleme kapasitesi de elde edilebilecek miktarı etkiliyor. Üretimi artırmak bu nedenle yeni bir maden açmaktan ibaret değil; uygun ara ürün ve teknolojiye erişmek de gerekiyor.

Germanyumun bire bir karşılığı bulunmadığını belirten optik sektörü temsilcileri, başka malzemelere geçişin optik sistemlerin yeniden tasarlanmasını gerektirebildiğini söylüyor. Bazı üreticiler belirli uygulamalarda ikame kullanarak son 18 ayda germanyum tüketimini yarıya indirdi. Ancak bu geçiş her ürün için aynı ölçüde mümkün değil. Kızılötesi sistemlerde çinko selenür, çinko sülfür, silikon ve kalkojenit cam gibi seçenekler değerlendiriliyor; bu malzemelerin kullanımı da mühendislik değişikliği ve maliyet gerektiriyor.

Yarı iletkenlerin bazı uygulamalarında galyum arsenür yerine indiyum fosfür kullanılmaya başlandı. Yine de sektör uzmanları, teknolojik uyarlamanın zaman aldığını ve yüksek maliyet yarattığını vurguluyor. Bazı müşteriler, ürün tasarımı tamamlanmadan germanyum satın alarak ilerideki üretim için stok tutuyor.

Geri dönüşüm de tedarikte ayrı bir seçenek oluşturuyor. ABD’li Lattice Materials, askeri uçak ve tank ekranlarında kullanılan kristaller için germanyum geri kazanıyor. Şirketin yöneticisi Travis Wood, yakın vadede arzın rahatlayacağına dair belirti görmediklerini ve fiyatların yüksek seviyede kalabileceğini söylüyor.

Belçikalı Umicore, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Gécamines’in birimi STL ile maden atıklarından germanyum geri kazanımını artırmak üzere çalışıyor. Bu örnek, yeni cevher üretimi dışında mevcut atık akışlarının değerlendirilmesinin de tedarik çeşitlendirmesinde rol oynayabileceğini gösteriyor. Fakat geri kazanım projelerinin miktarı ve ticari ölçekte devreye giriş takvimi sınırlayıcı olmaya devam ediyor; geri dönüşüm, yeni kapasitenin yerini tek başına tutmuyor.

Yeni tesisler açığı hemen kapatamayabilir

Yunanistan’da METLEN pilot ölçekte galyum üretimine başladı ve 2028’e kadar yılda 50 ton üretmeyi hedefliyor. Şirket, potansiyel müşterilerden gelen talebin şimdiden bu hedefin birkaç katına ulaştığını bildiriyor. Avustralya ve ABD nisan ayında galyum ve germanyum projelerini de içeren kritik maden çalışmalarına 3,5 milyar doların üzerinde destek sözü verdi; bu, önceki yıl üzerinde anlaşılan ilk finansman miktarını yaklaşık iki katına çıkarıyor.

Ancak planlanan üretim, yakın dönem ihtiyacının oldukça gerisinde. S&P Global, Çin dışındaki galyum arz kapasitesinin 2026 sonuna kadar 20 tona ulaşacağını ve yaklaşık 678 tonluk açık kalacağını öngörüyor. Çin dışındaki germanyum metal üretiminin 31 ton olması, tahmini talebin 177 ton altında kalması anlamına geliyor.

Project Blue yöneticisi Jack Bedder, devlet desteğiyle güvenilir projelerin ortaya çıkmasının çeşitlenme fırsatı sunduğunu, ancak Çin’in ölçek ve maliyet avantajlarının Batı’daki yatırımların önünde engel oluşturduğunu belirtiyor. Çin’e bağımlılığı beş yıl içinde belirgin biçimde azaltmanın mümkün olabileceği, tamamen ortadan kaldırmanın ise çok daha gerçekçi olmadığı değerlendirmesini yapıyor.

Yeni maden ve rafineri yatırımlarının ticari olarak sürdürülebilmesi için fiyat tabanları gibi kamu desteklerinin gerekebileceği de dile getiriliyor. S&P Global’e göre açıklanmış sekiz proje, Avustralya’daki Wagerup ve ABD’deki Clarksville dâhil, 2030’da Çin dışı galyum arzını yaklaşık 5 tondan 386 tona çıkarabilir. Buna rağmen Reuters’ın aynı verilere dayalı hesaplaması, Çin dışı talebin yüzde 65’inin yine Çin’den karşılanacağını gösteriyor. Dolayısıyla kapasite artışı bağımlılığı azaltabilir ancak kısa vadede Çin’in rolünü ortadan kaldırmayacak.

Germanyum tarafında Kanada, Güney Kore ve ABD’deki yeni projelerin, Çin dışındaki rafinaj kapasitesini 2030’a kadar 126 tona yükseltmesi bekleniyor. Beş Çin dışı rafinerinin faaliyete geçmesi durumunda bile bu kapasitenin, Çin dışındaki öngörülen talebin yalnızca yaklaşık yüzde 48’ini karşılayabileceği tahmin ediliyor. Yeni tesislerin açıklanması ile üretimin düzenli ve ticari ölçekte başlaması arasında ise izin, finansman, ekipman ve müşteri onayı gibi aşamalar bulunuyor.

Projelerin önemli bir bölümü henüz geliştirme sürecinde. Yunanistan’daki METLEN’in yanı sıra Alcoa ve Sojitz’in Avustralya’da, Rio Tinto ile Indium Corporation’ın Kanada’da, Nalco’nun Hindistan’da planladığı galyum yatırımları tam ticari üretime ulaşmış değil. Korea Zinc kendi ülkesinde ve Tennessee’de planlanan rafineride galyum ile germanyum kapasitesi geliştirmeyi hedefliyor. ABD’li ReElement Technologies de Indiana’da bir rafinaj kompleksi üzerinde çalışıyor.

New York eyaletinde faaliyet gösteren Titan Mining, yıl sonuna doğru yılda 2,5 ila 3 ton germanyum üretimine başlamayı bekliyor; bu miktar ABD talebinin yaklaşık yüzde 7 ila 10’una denk geliyor. Mevcut Çin dışı üreticiler de kapasitelerini artırmaya çalışıyor. Kanada merkezli Teck Resources, British Columbia’daki Trail tesisindeki genişleme için temmuz ayında Ottawa ile destek anlaşması yaptı. Bu yatırımlar arzı çeşitlendirme yönünde adım olsa da, hedeflerin hayata geçmesi ve tüketicilere düzenli metal sağlaması zaman alacak.

Galyumun ABD’deki kullanımı yarı iletkenler, optoelektronik, havacılık ve savunma gibi alanlara yayılıyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun 2026 özetine göre Çin, 2025’te dünya birincil düşük saflıktaki galyum üretiminin yüzde 99’unu sağladı. Kurum aynı zamanda Avustralya, Kanada, Yunanistan ve başka ülkelerde yeni üretim projelerinin duyurulduğunu kaydediyor. Bu veriler, Batı’nın tedarik güvenliğini artırma çabasının neden yalnızca yeni projelerin ilan edilmesine değil, bunların işler kapasiteye dönüşmesine bağlı olduğunu gösteriyor.

Ortaya çıkan tablo, Batılı şirketlerin risk azaltma adımları atmasına karşın kısa vadede yüksek fiyat ve yoğunlaşmış tedarik koşullarının sürebileceğine işaret ediyor. Tasarım değişikliği, stoklama ve geri kazanım bazı sektörlerde baskıyı hafifletebilir; yeni tesisler ise daha uzun vadede katkı sağlayabilir. Ancak üretimin Çin dışına taşınması, maliyet ve ölçek farkları nedeniyle kademeli ilerleyecek. Galyum ve germanyum için arz güvenliği, mevcut projelerin zamanında tamamlanması ve ticari üretimin sürdürülebilmesiyle yakından bağlantılı olacak.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.