| ||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||||
Site içi AramaEn Çok Okunan Haberler
|
DEĞERLER YARGISI
Değerler yargısı toplum vicdanını betimleyen en önemli kavramlardan biridir. Yerleşmiş olan yargılara şekil veren faktörlerden en önemlilerindendir. Ne var ki aynı derecede görecelidir de… Yazmak istediğimiz, bu konunun felsefi ya da ideolojik kısmı değildir. Daha ziyade ahlaki kısmı ile ilgileneceğiz. Son zamanlarda basından takip ettiğimiz birçok olaya bu açıdan yaklaşmamız gerekmektedir. Sağduyuyla… Hükümetin Kürt açılımından tutun, Genel Kurmay içerisinde cereyan eden olaylardan, toplumda cereyan eden bir çok olaya kadar geniş bir yelpazedeki olaylar silsilesi bu açıdan ele alınabilir. Öncelikle şunu unutmamamız gerekir; temiz toplum ve temiz kurum ve kuruluş yoktur. Her toplumda olduğu gibi toplumca meydana getirilen kurum ve kuruluşlarda da temiz olmayan eller vardır. Ancak bu temiz olan ve olmayanı ayırırken diğerini de itham etmemek gerekir. Bizim toplumsal hataya düştüğümüz kısım budur… PKK ‘ yı eleştirirken salt Kürtleri de aynı kefeye koymaktayız. Toplum içinde nefret tohumları ekmek için ideal ve verimli bir kaynak… Kulu demografik yapısı ile kozmopolit bir özelliğe sahip. Onları görmezden gelemeyiz. Dolayısıyla eleştiri yaparken değerler yargısında vicdani teraziyi en hassas şekilde kullanmamız gereklidir. Bu bir zarurettir. Ordu için isnat edilen suçlamalarda da terazinin topuzunu kaçırmakta ve hüküm vermekteyiz. Ya toptan savunmacıyız ya da toptan suçlayıcı. Her ikisi de sağduyudan uzak ve toplumu germekten başka bir işe yaramayan travmatik tavırlardır. Gerçekten darbe yapmak isteyenler olabilir, geçmişte oldu da nihayetinde. Ancak bir devletin var olabilmesi için gerekli olan en önemli güçlerden biridir ordu. Darbe planları yapanları ayıracağız derken tüm orduyu yıpratmak vicdani değildir. Yıllardır süregelen başörtüsü olayında da aynı şey söz konusu… Sorunu çözemediğimiz gibi aynı zamanda toplumsal uçurumlar ve güvensiz sahalar oluşturmaktayız. Ve her geçen gün daha derin kamplaşmalara gitmekteyiz. Yaş itibari ile biz görmedik ve yaşamadık ama az çok okuyarak o sağ ve sol kavgalarının olduğu dönemleri izleyebildik. O olayların bütününde de ve sonrasında gelişen süreçte de değerler yargısı bir kenara konarak vicdandan uzak at gözlüğü çerçevelerle birbirimizi kırıp dökmüşüz. Ve tuhaftır, bu gün bile hala aynı husumet sürmektedir. Farkında mısınız ne kadar çok ve her gün değişen gündemlere sahibiz… Nereye elimizi atsak kanayan bir yara… Televizyonlar da cinayetler didik didik edilmekte, aile içi sorunlar kanallarda tartışılmakta, cinsellik her müzik video klibinin olmazsa olmazı olmakta… Karamsar bir tablo çizmek değil maksadımız fakat hangi düşüncede ve inanışta olursak olalım karşıdakine güvendiğimiz kadar inanca sahibiz.Değerler yargımızı herkesi kapsayacak şekilde yapılandırmadan, empati yapmadan, özeleştiri yapmadan, ne birbirimizi anlayabiliriz ne de problemleri çözebiliriz. Sevgiyle kalın… Hakan BENLİ 05.02.2010
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
Son Dakika Haberleri |
||||||||||||||||||||||||
|
Kulu Haber© 2005-2008 Tüm Hakları Saklıdır Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||||